Her insan doğduğu anın, anlık enerjisinin maddi karşılığıyla birlikte bir ömür yaşar.
Beden doğum anına, ruhla birlikte anne karnında hazırlanırken, ruhun karmasına uygun göksel konuma, yani bedene ve dış görünüşe, aileye, ülkeye, sosyal çevreye, kardeşlere, maddi statüye, bilinç ve zihne, duygulara ve dürtülere doğar.
Tüm bunlar anın eşsizliğini yansıtmak adına yeterli varyasyona sahiptir.
Öyle ki;
Dünya kendi etrafında, güneşin etrafında dönerken;
Güneş sistemi de kendi etrafında ve Samanyolu Galaksisi’nde salınım halindedir. O da fezada… Bu devinimler, “ZAMAN” dediğimiz olguyla beşeri akla indirgenmiştir.
Beşeri akıl,
“ZAMANDA YOLCULUK” hayalleri kuradursun…
Kainatın ve anın eşsizliğini tüm insanlık yekpare akıl olarak algılayamadığı sürece bu hayal gerçekleşmeyecektir. İndirgenmiş zihinlerden bir, on, yüz, bin tanesinin bir araya gelmesi de yetmez.
Anın eşsizliğiyle günlük hayatta bilinçsizce devinen beşeri varlık, doğduğu anın göksel parametrelerini bir ömür boyunca, gittiği her yere taşır. Bu kaderdir.
Kişinin, kendinden özgürleşmedikçe, ruhunun huzura kavuşamayacağının göstergesidir.
Bu nedenle doğum haritası analizi çok önemlidir. Beşere bilinç katarak insan yapar. İnsana anlam katarak kamil yapar, edinimlerini ve devinimlerini gösterir.





